Saray Bahçesinin Sessiz Konukları: Heykeller

9.10.2019

19. yüzyılda Osmanlı’daki batılılaşma hareketinin sembolik yapılarından en önemli ikisi Dolmabahçe Sarayı ve Beylerbeyi Sarayı’dır. Bu yapılar gerek mimarisi, gerek kullanım amaçları ve dekorasyonuyla dönüşen bir beğeni ve estetik anlayışını da yansıtır. Geleneksel sanatların yanı sıra batılı sanat anlayışlarının da benimsenmeye, öğrenilmeye başladığı bu süreçte Osmanlı’nın önem vermeye başladığı sanatlardan biri de heykel sanatı olmuştur. İslami geleneğin yasaklaması sebebiyle padişahlar kendi heykellerini yaptıramamış, bu konuda tek adımı atan Sultan Abdülaziz olmuştur. 


İnsan heykelinin örneklerini göremesek de çeşitli doğada hayvan tasvirlerinin işlendiği pek çok heykel, saray yapılarının bahçelerini süslemektedir. Dolmabahçe ve Beylerbeyi saraylarının bahçelerinde bronz ve mermerden pek çok heykel yer alır. Bunların büyük çoğunluğu Sultan Abdülaziz döneminde 1864 yılında Fransa’dan sipariş edilmiştir. Esasen Beylerbeyi Sarayı için sipariş edilen heykeller, daha sonra Dolmabahçe ve Yıldız saraylarının bahçelerinde de yer almıştır.

Heykellerin çoğu Fransız heykeltıraş Pierre Louis Rouillard imzasını taşır. Aslında Rouillard ve eserler üzerinde çalışmış diğer heykeltıraşların da imzası somut olarak heykellerin üzerinde yer almaktadır. Rouillard dönemindeki diğer heykeltıraşlardan farklı olarak heykellerde kalıplardan döküme kadar tüm emeği geçen tüm arkadaşlarının imzalarının eserlerde görünmesini istemiştir. Eserlerde yer alan Isidore Bonheur, Hippolyte Heizler, Paul Édouard Delabrière, Louis Joseph Leboeuf ve Louis Joseph Doumas imzalarından, Rouillard’ın ekibindeki isimleri öğrenebiliyoruz.

Beylerbeyi Sarayı’nın bahçe düzenlemesindeki estetik yapıyı oluşturmada katkısı bulunan bu zarif heykellerin bir kısmı, zaman içerisinde saray yapılarının dışarısına çıkmıştır. Sultan Abdülaziz’in de çok sevdiği aslan ve geyik hayvanlarının heykelleri yoğunlukta olmuştur.  



Şaha Kalkmış Özgürlük Atı ve Dövüşen Boğa


Beylerbeyi Sarayı için sipariş edilmiş bu iki heykel, bugün saray yapılarının dışında olmalarına rağmen farklı sembolik anlamlar yüklenerek şehrin hafızasında yer etmişlerdir. 


Rouillard ve Doumas’nın imzasını taşıyan Şaha Kalkmış Özgürlük Atı, Beylerbeyi Sarayı yapılarından Ahır Köşkü için çift olarak yapılmıştır. Bugün bunlardan biri Sabancı Müzesi’nde Beyaz Köşk’ün önünde yer almaktadır. Eserin müzede konumlanışı, İstanbul’un kent hafızasında ve kültür alanında önemli bir anlama sahiptir.


Rouillard ve Bonheur imzalı Dövüşen Boğa heykeli ise çok daha toplumsal bir anlama kavuşmuş ve bir semtin sembolü hâline gelmiştir. Bugün Kadıköy Altıyol Meydanı’nda konumlanan Dövüşen Boğa heykeli, İstanbul’un en eski semtlerinden birinde geçmişin ve bugünün nabzını tutmaktadır.

Beylerbeyi Sarayı için yapılmış diğer önemli heykellerden bazıları ise şöyledir; Harem Bahçesi’nde konumlanan Dinleyen Geyik ve Yavrusunu Emziren Geyik; bugün Emirgan Korusu Sarı Köşk’ün bahçesinde yer alan Su İçen Dişi Geyik ve Yavrusu; Beylerbeyi Deniz Köşkü’ndeki Yürüyen Kaplan Kral; bugün Dolmabahçe Sarayı Hasbahçe’de konumlanan Timsah Üstündeki Aslan; Beylerbeyi Selamlık bölümünün girişindeki mermer aslan heykelleri ve Dolmabahçe Selamlık Bahçesi’nde yer alan dişi aslan heykelleridir. 

Benzer İçerikler