Isıtmanın Zarif Hâli; Dolmabahçe Sarayı Soba ve Şömineleri

9.10.2019

Osmanlılar, yerleşik hayata geçmelerinden itibaren yaptırdıkları saraylarda ısıtma olarak yapının bir parçası olarak oluşturulmuş ocakları kullanırlardı. Odalarda bulunan ocaklar aynı zamanda yemeklerin sıcak tutulması, kahve pişirilmesi gibi başkaca işlevlere de sahip olurdu. Kapalı mekanların ısıtılmasında oluşacak zehirli gazları önlemek için teknolojik gelişmelerle bulunan yeni yöntemler ısıtma konusunu iyileştirmekteydi. 


Mekânların işlevine ve döneme bağlı olarak değişiklik gösteren ısıtma araçları, 19. yüzyıldan itibaren gelişen teknolojiyle Avrupa’dan da örnek alarak gelişim gösterdi. 19. yüzyıla kadar Osmanlı’da ısınmak için ocak ve mangallar kullanılıyordu. Daha sonra ise soba kullanımı yaygınlaşmaya başladı. II. Mahmud dönemine kadar ısıtma araçlarında yakıt olarak odun kullanılırken bu dönemden sonra kömür de kullanılmaya başlanmıştı. V. Mehmet Reşad dönemi ise Dolmabahçe Sarayı’na dönemin en ileri teknolojisi olan kaloriferin geldiği dönemdir. 1910 yılında kurulmaya başlanan tesisatın tamamlanması 2 yıl sürmüştür. Altın yaldızlarla süslemiş petekleri bugün Dolmabahçe Sarayı’nın pek çok oda, koridor ve salonunda görmek mümkündür.

Dünden Bugüne Dolmabahçe’nin Isıtma Araçları


Milli Saraylar, başta çini soba ve mangallar olmak üzere ısınma araçları ile ilgili oldukça geniş bir koleksiyona sahiptir. Bu ısıtma araçlarının çoğu bugün Dolmabahçe Sarayı’nın salon ve odalarında incelenebilir.       


Dolmabahçe Sarayı’nda mutfak ve kahve ocakları dışında salon ve odalarda geleneksel tipte ocaklara rastlanmamaktadır. Şömine, çini soba ve mangalların dekoratif ve estetik açıdan göz alıcı örnekleri yoğunluktadır. Bunlarla beraber bu araçların aksesuarları diyebileceğimiz körük, maşalık, maşa, gelberi, kargı, kül fırçası gibi eşyalar da araçların yanlarında kullanıldıkları yerlerde sergilenmektedirler. 

İşleve Göre Isıtma


Kullanım özellikleri açısından 3 bölüme ayrılan Dolmabahçe Sarayı’nda bu ayrım, ısıtma araçlarının yerleştirilmesinde de belirleyici olmuştur. Devlet işlerinin görüldüğü Mabeyn bölümündeki salon ve odalar yalnızca gerektiği zamanlar kullanıldığı için bu bölümlerde çabuk ısınan ve fakat ısıyı uzun süre muhafaza etmeyen ısıtma araçlarından şömine tercih edilmiştir. Kristal, mermer ve porselen işçiliğinin nadide örneklerini barındıran şömineler, Mabeyn bölümündeki pek çok odada karşımıza çıkar. Özellikle Medhal ve Süfera salonlarında dört köşeye yerleştirilmiş, üzeri porselen plakalarla kaplı şömineler, zarif işçiliklerinin yanı sıra tavana dek uzanan kesme kristalleriyle de ihtişamlı bir görünüme sahiptir.    


Mabeyn ile Harem’in arasında kalan görkemli Muayede Salonu, ısıtması oldukça güç boyutlardadır. Dolayısıyla salonu ısıtmak için salonun altına denk gelen bodrum bölümüne altı tane ocak yerleştirilmiş, sıcak hava kanallarla salona taşınarak alttan ısıtma yöntemi uygulanmıştır. 


Gündelik hayatın sürdüğü Harem bölümü, ısıtma için ısıyı en uzun süre muhafaza eden araçların tercih edildiği bölümdür. Bu araçlar da çoğunlukla çini soba ve gümüş mangallar olmuştur. Özellikle çini (seramik) sobalar, dönemin en ileri teknolojisinin ürünleri olmakla beraber birer sanat eseri denilebilecek düzeyde ince işçiliğe ve tasarıma sahiptirler. 

Osmanlı Sarayı’nda çini soba kullanımı Sultan Abdülaziz döneminde (1861-1876) başlamıştı. II. Abdülhamid çini sobalara merakı dolayısıyla şehzadeliği yıllarında kullandığı mekânlarda ve daha sonra Dolmabahçe ve Yıldız Saraylarında ısıtmada bu sobaları tercih etmiştir. Bugün Dolmabahçe Sarayı’nın oda ve salonlarında görülebilecek zarif çini sobaların çoğunluğu II. Abdülhamid’in ısmarladığı çoğu yabancı marka ürünlerdir.


Bu sobaların çoğu döneminin ünlü ustalarının el işçiliğinden çıkmıştır. Başta Hazarossian, L&C Hardtmuth ve Rörstrand başta olmak üzere Meissen, Jsida ve Kütahya Hacı Edhem Fabrikası markalı ürünler koleksiyonun en güzel parçalarını oluştururlar. Halife Abdülmecid Efendi’nin kütüphanesinde de L&C Hardtmuth fabrikasına ait bir katalog bulunmaktadır. Ağırlıklı olarak çiçek ve ağaç motifleriyle süslü bu sobalar odaların görkemine zarafet ve kelimenin gerçek anlamıyla sıcaklık katmaktadırlar.