İmparatoriçeyi Ağırlamak; Beylerbeyi Sarayı ve Eugénie

9.10.2019

Yazlık Saray ve Devlet Konukevi Beylerbeyi


19. yüzyıl, Osmanlı Devleti için batılılaşma yolunda adımların atıldığı, hem toplumsal yaşamda hem de sarayda izlerini görmeye başladığımız Avrupa etkisinin geliştiği, Osmanlı Sarayı ile Avrupa devletlerinin yakın ilişkiler kurmaya başladığı bir yüzyıl olmuştu. Gündelik hayattan mimari üsluplara kadar etkisini gösteren bu dönüşüm sürecinin saraylarından biri de Beylerbeyi Sarayı’dır. Beylerbeyi’nin bu dönüşüm sürecinde diğer saraylardan ayrı bir yeri olmuştur. 


Bugünkü görünümüne Sultan Abdülaziz Dönemi’nde yeniden inşa edilmesiyle kavuşan Beylerbeyi Sarayı, yazlık bir saray konumundadır. Hanedan üyeleri, yaz aylarını geçirmek üzere Boğaz kıyısında ve ormanlık alan içindeki bu sarayı tercih etmişlerdir. Bir yazlık saray olmasının ötesinde Beylerbeyi Sarayı, Osmanlı Devleti’nin dışarı açılmaya başladığı mekândır. Batılılaşma rüzgârlarının estiği bu dönemde Avrupa başta olmak üzere yabancı devletlerden resmi konukların ziyaret ettiği, kabullerin gerçekleştiği hatta sarayın kendilerine tahsis edildiği bir mekân olmasıyla da ayrı bir öneme sahiptir. Bu özelliğiyle bir devlet konukevi işlevi de görmüştür.

Osmanlı’nın Misafirleri


Beylerbeyi Sarayı’nın yabancı konukları arasında pek çok önemli isim yer alır.  1869 yılı bu ziyaretlerin başladığı ve en yoğun olduğu dönem olmuştur. Fransa İmparatoriçesi Eugénie, Avusturya-Macaristan İmparatoru Joseph, Prusya Veliaht Prensi Frédéric Guillaume Nicola Charles, İtalya Veliahdı bu dönemde saraya konuk olmuşlardır. Ayrıca 1872’de Rus İmparatoru II. Aleksandr’ın kız kardeşi Vürtemberg Kraliçesi Olga, 1873’te İran Şahı Nasıreddin, 1874’te Karadağ Prensi Nikola Beylerbeyi Sarayı’nda ağırlanan isimler arasındadır. 

Fransa İmparatoriçesi İstanbul’a Geliyor


Bu misafirliklerin ilki ve dolayısıyla en önemlisi Fransa İmparatoriçesi Eugénie’nin Beylerbeyi’ne gelişidir. Eugénie’nin ziyareti, seyahat amacıyla yurt dışına çıkan ilk padişah Sultan Abdülaziz’in 1867’de Fransa’ya yaptığı ziyaretin iadesi niteliği de taşımaktadır. Sultan Abdülaziz Fransa ziyaretinin ardından ve imparatoriçenin ziyareti öncesinde, konuğunu batılı üsullere uygun bir biçimde ağırlayabilmek, misafirini rahat ettirmek ve memnun edebilmek için saray teşkilatı, protokol çalışanları, dekorasyon vb. pek çok alanda yeni düzenlemeler yapmıştır.  


Eugénie, dönemin Fransız İmparatorluğu devlet simgelerinden olan “kartal” adını taşıyan Aigle Yatı ile 13 Ekim 1869’da Osmanlı topraklarına ulaşmış, Abdülaziz de imparatoriçeyi on iki çifte saltanat kayığı ile karşılamaya gitmiş ve İmparatoriçe Eugénie’nin şerefine 101 pare top atışı yapılmıştır. 


İmparatoriçe Eugénie’ye, ziyareti süresince konaklaması için Beylerbeyi Sarayı’nın 24 numaralı odası hazırlanmıştı. İstanbul’da yaşayan Fransız hanımları da imparatoriçeyi karşılamak üzere Beylerbeyi’nde hazır bulunuyorlardı. Eugénie, Sultan Abdülaziz eşliğinde Dolmabahçe Sarayı’nı gezmiş, Valide Sultan’ı ziyaret etmişti. Valide Sultan kendisine çok değerli kumaşlar, Sultan Abdülaziz ise Dolmabahçe ve Beylerbeyi saraylarının maketlerini ve daha başkaca pek çok hediye vermişlerdi. 

40 Yıl Geçse de Yeniden İstanbul


Ziyareti boyunca İstanbul’u gezen, onuruna düzenlenen etkinliklere katılan ve kendisine hediyeler sunulan İmparatoriçe Eugénie, bu seyahatin ardından bir ikincisini daha gerçekleştirmiştir. Fakat bu ikinci ziyaret, ilkinin üzerinden 42 yıl geçtikten sonra olmuştur. Eugénie, Beylerbeyi Sarayı’nı ve İstanbul’u bir kez daha görmek üzere, 85 yaşında yeniden saraya konuk olmuştur. Çocukluklarını gördüğü karakterleri bir de yetişkin hâlleriyle görmüştür. Bu ikinci ziyaret 20. yüzyıl başında Osmanlı Sarayı için de önem teşkil etmektedir. Dönemin başkatibi ve usta edebiyatçımız Halit Ziya Uşaklıgil’in bu ziyareti aktardığı notlarında Eugénie’nin sarayda ve sarayın Eugénie’de bıraktığı hatıraların derinliğini izlemek mümkündür.