II. Abdülhamid’in Yönetim ve Yaşam Merkezi Olarak Yıldız Sarayı

10.10.2019

II. Abdülhamid’in Tanzimat ve I. Meşrutiyet Dönemlerinin simgesel yapısı olarak görülen Dolmabahçe Sarayı’ndan ayrıldıktan sonra yönetim merkezi olarak seçtiği ve otuz üç yılını geçirdiği Yıldız Sarayı’nın, imparatorluğun içinden geçtiği zorlu süreçte oldukça anlamlı bir yeri vardır. Dolmabahçe Sarayı’nı hem babası Sultan Abdülmecid ve amcası Sultan Abdülaziz’in yaşadıkları dramatik olaylardan ötürü hem de denizden ve karadan kuşatılması kolay olduğu için terk eden II. Abdülhamid, tahta çıkmasının üzerinden geçen yedi aylık sürenin sonunda buraya taşınmış, Yıldız Kasırları bu dönemden sonra “Yıldız Saray-ı Hümâyûnu” olarak anılmaya başlanmıştır.

Yıldız Kasırlarından Yıldız Saray-ı Hümâyûnu’na

Yıldız Bahçeleri’ndeki ilk yapının III. Selim’in validesi Mihrişah Sultan tarafından inşa ettirildiği bilinmektedir. Takip eden yıllarda II. Mahmud, Sultan Abdülmecid ve Sultan Abdülaziz tarafından da önem verilen bölge, asıl ihtişamlı günlerini ise Sultan II. Abdülhamid döneminde yaşamıştır. Yıldız Sarayı, II. Abdülhamid’in her detayıyla özel olarak ilgilendiği bir saray kompleksi olarak yıldan yıla genişlemiş, yüzölçümü zaman içinde beş yüz bin metrekareyi bulmuştur.

Devletin idari merkezi olarak yapılandırılan Yıldız Sarayı, Sultan II. Abdülhamid’in siyasi ve politik anlayışına paralel bir doğrultuda gelişim göstermiştir. Binaların mimarisinde yer verilen modern fakat sade anlayış, devlet yönetimindeki her bir birimin ayrı binalarda yer alması, Dolmabahçe Sarayı’nın iç içe bürokratik yapısının aksine padişahı devletin mutlak hâkimi olarak ayrı bir yere koyan ve hükümdar ile memurlar arasındaki mesafeyi korumayı hedefleyen bir anlayışın ispatı niteliğindedir. Sarayda benimsenen bu mimari anlayış, bir anlamda Topkapı Sarayı’ndaki yerleşim geleneğiyle benzerlik göstermektedir. Sarayın etrafını çevreleyen yüksek duvarlar ise padişahı ve ailesini dışarıdan gelebilecek tehditlere karşı korumanın bir diğer yolu olarak yorumlanmaktadır. 

Bir kültür ve zanaat mekânı olarak Yıldız Sarayı

Yıldız Sarayı, II. Abdülhamid döneminde devletin idari merkezi olmanın yanında, yıllar içinde inşa edilen ve eklenen pek çok yapı ve imalat tesisiyle birlikte aynı zamanda bir kültür ve zanaat merkezi haline bürünmüştür. Bünyesindeki basımevi, fotoğraf atölyesi, tiyatro, resim galerisi, ufak müzeler, müzik stüdyosu ve gözlemeviyle bir kültür sanat sarayı olarak da nitelendirilebilecek Yıldız Sarayı, Sultan’ın çiniye olan ilgisinin bir sonucu olarak kurulan çini fabrikası neticesinde ise geleneksel kültürün yaşatıldığı bir üretim merkezi haline gelmiştir. Dostluk kurduğu ülkelerin hükümdarlarına burada üretilen çini ve porselenlerden hediyeler gönderen Sultan, marangozluk zanaatına da özel bir ilgi duymuş, sarayda hususi bir marangozhane inşa ettirerek, burada özellikle oymacılık konusunda kıymetli çalışmalara imza atmıştır.

Yıldız Sarayı’na Veda

Sultan II. Abdülhamid, otuz üç yılını geçirdiği Yıldız Sarayı’ndan 1909 senesinde ayrılmak zorunda kalmıştır. 31 Mart Vakası sonrasında tahttan indirilerek Selanik’e gönderilen Sultan, 1912 yılında İstanbul’a geri döndükten sonra Yıldız Sarayı’nda hiç bulunmamış, yaşamının geri kalan yıllarını Beylerbeyi Sarayı’nda geçirmiştir.