Hanedanın Ev Hâli: Harem-i Hümayun

10.10.2019

Osmanlı Sarayları’nda Harem, hükümdarın makamı olan Mabeyn-i Hümayun’a bağlı, kendi içinde hiyerarşisi olan bir birimdir. Çoğu kez sarayda yaşayan sadece kadınlara özel bir bölüm olduğu sanılsa da bu doğru değildir. Gerçekte Harem, yani resmî ismiyle Harem-i Hümayun, padişahın kendisi, ailesi ve onlara bağlı çalışan hizmet sınıfının yani cariyelerin yaşadıkları bölümü ifade eder.

Harem, Osmanlı’da padişahın ailesiyle beraber yaşadığı özel alanı, devlet yönetiminden bağımsız olarak hanedanı üyelerinin gündelik yaşantısının geçtiği daireleri ifade etmektedir. Bu alan için kullanılan doğru tabirlerden biri de “mutluluk yuvası” anlamına gelen Darüssaade’dir; fakat “Harem” ifadesinin kullanımı daha yaygın ve yerleşik olmuştur.     

Mahremiyet Esası

Harem ifadesine etimolojik olarak baktığımızda da saraydaki karşılığını anlamamız kolaylaşır. Kelime köken olarak, Akadça “örtmek, gizlemek, esirgemek; ayırmak” anlamlarıyla karşılığını bulan “haramu(m)” kelimesinden gelmektedir. Ayrıca Arapçada da “korunan, mukaddes ve muhterem olan şey ya da nesne” anlamına gelmektedir. Bu anlamlarına da bakıldığında teşkilat yapısı olarak dış dünyaya, Mabeyn-I Hümayun’la kıyaslandığında görece kapalı, özel bir bölgeyi ifade ettiği anlaşılmaktadır. Hatta yalnızca sarayda değil klasik Osmanlı Türk evinde de aileye özel olarak ayrılan, kadınların yabancı erkeklerle karşılaşmayacağı şekilde planlanan mimari alanlara da harem deniliyordu.

Doğası itibari ile dışa kapalı olan bu bölümün mimarisi de buna uygun bir şekilde tasarlanmıştır. Harem’le dış dünya arasında görsel bir “mesafe”   konulması, erişimin de sadece hanedan ailesi ve çalışanlara açık olması nedeni ile bu bölüm hep ilgi ve merak konusu olmuştur. Osmanlı kaynaklarında da hakkında yeteri kadar bilgi verilmeyen harem ile ilgili bazı yanlış algılar yerleşmiştir. “ Cariye kelimesi haremdeki hizmetli kadınların genel unvanı idi. Dolayısıyla Valide Sultan ve Kadınefendilerin de cariyeleri vardı. Ancak zamanla “sadece padişahların cariyesi” olur gibi hatalı bir algı oluşmuştur.

18. yüzyıldan itibaren hareme olan ilgi ve merak artmış, harem üzerine çalışmalar yoğunlaşmıştır. Fakat harem teşkilatının kapalılığı ve gizliliği, araştırmaların eksik bilgilere dayanmasına ve yorumların rivayetlerle sınırlı kalmasına sebep olurken; Batı’da artan ilgiye paralel olarak üretilen ve ticari olarak da karşılık bulan sanatsal eserler gerçek Harem yerine “gerçekle bağı kopuk hayali bir harem” oluşumuna yol açmıştır.

Harem’de Hiyerarşi

 

Harem’de en yüksek konum hayatta olduğu sürece Valide Sultan’a aittir. Valide Sultan’ın yaşamını yitirmesi durumunda bu yetki klasik dönemde çoğunlukla veliahdın annesi konumunda olan Başhaseki Sultan’a geçerdi. Ancak 19. yüzyılda Valide Sultan’ın hayatta olmadığı durumlarda harem’in idaresi genellikle hazinedar usta’ya ait olurdu. Hizmet sınıfı olan cariyelikte ise acemilik, kalfalık ve ustalık olmak üzere üç katmanlı bir hiyerarşik düzen esas alınmıştır. Harem’e yeni giren bir acemi cariye, kalfalardan 7-9 yıl boyunca eğitim alır, bu eğitimin nihayetinde ya kalfa unvanını alır ya da çırağ edilerek (çeyizleri verilerek, maaş bağlanarak ya da evlendirilerek saraydan çıkma) saraydan ayrılırdı. Kalfalar, acemilerin eğitimlerinden ve sarayın genel iş yükünden, ustalar ise padişah ve annesine hizmetten sorumluydu.

Harem-i Hümayun’daki tüm cariyelerin yöneticisi konumunda olan kıdemli ve en yetkili cariyeye “Hazinedar Usta” denirdi. Hanedan üyesi olarak Harem’in en rütbeli kişisi olan Valide Sultan, Hazinedar Usta aracılığıyla Harem’i yönetirdi.

Bunların haricinde farklı görevlere atanmış cariye sınıfları da bulunurdu. Vekil Usta, Hazinedar Usta’nın yetkilendirdiği vekili olarak işlerini yürütürdü. Düğün, bayram ve doğum gibi önemli dönemlerde törenlerin düzeni ve idaresini sağlayan bir diğer kıdemli cariye ise teşrifattan sorumlu “Kethüda Kadın”dır. Padişahların kızlarına ve şehzadelerine süt vermek ve bakımlarıyla ilgilenmek üzere görevlendirilmiş cariyelere ise Daye ve Dadı Kalfa denirdi. 

Harem-i Hümayun’un Mimari Yapılanması

 

19. yüzyılda inşa edilen Dolmabahçe başta olmak üzere Beylerbeyi ve Çırağan saraylarında Harem bölümü yapı itibariyle Topkapı Sarayı’ndaki düzeni devam ettirmiştir. Cariyeler ve kadın efendiler, padişahın yaşadığı daireden belirli bir mesafe uzaklıkta konumlandırılmıştır. Harem daireleri Valide Sultan Dairesi merkez alınarak yapılanmıştır.  

 

Dolmabahçe Sarayı’nın Harem Dairesi içerisinde cariyelere dair özel bir mekan yoktu, çünkü cariyeler haremde görevleri sırasında bulunuyor, nöbetleri sonrasında burada ikamet etmiyorlardı. Harem Dairesi’nden ayrı olarak inşa edilen ve bugün Milli Saraylar’a bağlı teknik birimler tarafından kullanılan ve o dönemlerde Yeni Daire olarak isimlendirilen bina, cariyelerin ikamet alanıydı. 

 

Haremin mimari yapılanmasında Valide Sultan Dairesi’nin merkezi konumu, buradaki yetki mekanizmasının de en üstünde yer aldığını gösterir. Fakat Harem, padişahın da ikamet ettiği yer olduğundan en görkemli daire padişahın konakladığı Hünkâr Dairesi olmuştur. Valide Sultan Dairesi’nin, Kadın Efendiler Dairesi ile Hünkâr Dairesi arasında konumlanması Hünkâr Dairesi’nin ulaşılması güç ve karizmatik konumunu ve buraya geçeceklerin Valide Sultan’ın görsel denetimine tâbi olacaklarının ifadesiydi.

 

Hünkâr Dairesi, Harem-i Hümayun’un ilk ve en önemli dairesidir; çünkü İmparatorluğun yöneticisi olan hükümdar burada yaşardı. Geleneğe uygun olarak Valide Sultan Dairesi ile yan yana bulunur ve her ikisi de denize nazır bir konuma yerleştirilmiştir. Hünkâr Dairesi’ne giriş için de belirli usuller ve kurallar bulunmaktadır. Bu daireye padişah eşleri, sultan efendiler ve şehzadeler dahi istedikleri vakit giremezlerdi. Bu konuda en geniş yetki yalnızca hazinedar ustalar ve nöbetçi kalfalara aitti. Onların da padişahı rahatsız etmeyecek şekilde hareket etmeleri, sessiz olmaları ve bu daireye özgü yumuşak deriden ve kumaştan topuksuz terlik giymeleri gerekirdi.

Benzer İçerikler

//KÜLTÜR 10.10.2019 15:04:07

Sarayda Protokol Esasları

//KÜLTÜR 10.10.2019 11:37:27

Sarayda Sofra Adabı / Saray Sofraları