Geçip Giden Zamandan Geriye Kalan Saatler, Saray Koleksiyonu Saatler

10.10.2019

Milli Saraylar Koleksiyonu’nda geniş bir yer tutan saatler, Saat Müzesi’nde ve saray odalarında hem dekoratif birer eşya olarak hem de dönemin zaman algısının, zamanı ölçme yöntemlerinin görülebilmesinin mümkün olduğu eserlerdir.


Mekanik saatin Osmanlı’ya gelişi ilk olarak Fatih Sultan Mehmet döneminde olmuştu.  16. yüzyılda devletler arası ilişkilerde verilen diplomatik hediyelerin başında saatler yer almaktaydı. Yüzyılın sonuna doğru ise Galata civarında pek çok yabancı saat ustasının yer aldığı bilinmekteydi. 


17, 18 ve 19. yüzyıllar batıda mekanik saat üretiminde her ulusun kendine has bir teknik ve yorum geliştirdiği dönemlerdi. Öyle ki bu süreçte mekanik saat üretimi alanında meslek loncaları kurulmuş, yüzlerce usta yetişmiş, teknikte ustalaşma başlamış ve seri üretime geçilebilmesinin yolu açılmıştı. Batıda saat ustası olmak bir gelenek hâlini çoktan almıştı. Osmanlı’da ise saat üretimi başlamış olmasına rağmen, hem zaman algısı hem de saat ustalığı çok daha başka bir temel üzerine ilerliyordu. Süleyman Leziz, Ahmed Eflâkî Dede gibi isimler, Osmanlı saatçiliğinin nadide örneklerini veren ustalardı.


Osmanlı’da Zaman Ölçümü


Osmanlı’da zamanın ölçümü alaturka saat ölçümü ile yapılıyordu. Alafranga saatten mekanik konstrüksiyon anlamında farklılaşmıyordu bu saatler. Aradaki fark ayar farkından kaynaklanıyordu. Alaturka saatte gün dönümü havanın karardığı ana göre hesaplanıyordu. Doğanın döngüsünü, kısalan ve uzayan günlerin kendi içindeki ritmine ayak uydurmaya çalışan bu saatler bambaşka bir zaman algısını esas alarak ayarlanıyordu. Çift kadranlı olan alaturka saatler alafranga zaman ölçümünü de içeriyordu. Batılı devletlerle ilişkilerin gelişmesiyle zaman içinde alaturka saatlere ihtiyaç azalmaya başladı. Bu saatlerin kullanımı 1925’e kadar devam etmiş olduğundan bugün Milli Saraylar Koleksiyonu’nda bulunan saatlerin çoğu ayar bakımından alaturkadır. 

Geniş ve Görkemli Bir Koleksiyon


Koleksiyonda yer alan saatlerin çoğunluğu, o dönem Osmanlı’nın yurt dışıyla ilişkilerinde de çok etkisi olan Fransa yapımı saatlerdir. Çoğunluğu fransız yapımı olan saatlerin ardından ise İngiliz yapımı olan saatler gelir. Müzikli ve sarkaçlı saatler 18. yüzyılda bu iki ülke tarafından üretilmeye başlanmıştır. Milli Saraylar içerisinde bu tip saatlerin batı ve Türk müziği çalan örneklerini de görmek mümkündür. Fransa ve İngiltere yapımı saatler otomat, kronometre, salyangoz sistemli, astronomik saatler gibi çeşitli özelliklere de sahiptirler. Fransız ve İngiliz yapımı saatlerin dışında, koleksiyonda Amerikan, Avusturya, Alman, İsviçre, İtalyan, Macar ve Osmanlı saatlerinden de geniş bir seçki yer almaktadır. 


Dolmabahçe’nin Şık Saatleri


Saray koleksiyonlarında yer alan 284 adet saatin 193’ü Dolmabahçe Sarayı’nda yer almaktadır ve çoğunluğu 19. yüzyılın ikinci yarısında üretilmiştir. Dekoratif anlamda çok şık ve usta işi tekniğe sahip bu saatler, Dolmabahçe Sarayı’nın göz alıcı salonlarında konsol, masa, duvar ve şömine üstü gibi çeşitli bölgelerle konumlandırılmıştır. Porselen, demir döküm, bronz, gümüş, mermer vb. malzemelerin kullanıldığı saatler süsleme, resim ve işçilik açısından da hayranlık uyandırıcı detaylara sahiptirler.  


Dolmabahçe Sarayı’nda bulunan eşsiz saatlerden ve koleksiyonun en önemli parçalarından biri sarayın Süfera Salonunda bulunmaktadır. Sadrazam Yusuf Kâmil Paşa tarafından Sultan Abdülaziz’e Çırağan Sarayı’nın bitişini tebrik amacıyla gönderilen saat 147,430 kg ağırlığında som gümüşten, dört yüzlü bir forma sahiptir. Bu yüzlerde, saat, barometre, termometre ve ay takvimi yer alır. Tepede ise bir kubbe formuyla son bulur. Saat yüzünde, kadran gümüşten, akrep, yelkovan ve rakamlar altınlar yapılmıştır. Her bir yüzde, usta bir hattatın altın kullanarak yazdığı padişaha övgü mısralar yer almaktadır. Gövdesi ve kaidesinin üzerine Osmanlı estetik anlayışına özgü süslemelerle bezeli olan bu saat aynı zamanda hükümetin başı olan sadrazamın, devletin başı olan padişaha bir hediyesi olması hasebiyle ayrı bir yere sahiptir.