Dolmabahçe Sarayı’nın Mekânları ve Odalarında Tarihe Yolculuk

9.10.2019

Dolmabahçe Sarayı, mimarisi itibariyle Osmanlı Devleti’nin batılılaşma yolundaki adımlarından birini ve belki de en önemlisini temsil eder. İnşasında hem Avrupa’dan hem Osmanlı’dan usta mimarların görev aldığı saray, bahçeleri, dış cephe süslemeleri ve iç dekorasyonuyla her bir noktasında ihtişamın ve estetiğin farklı bir güzelliğini ortaya sermektedir.



Sarayın Mimari Özellikleri


Sarayın yapımında, dönemin usta mimarlarından Altunizade İsmail Zühtü Paşa, Abdülhalim Bey, Garabet Balyan, Nikoğos Balyan, James William Smith gibi isimlerin çalıştığı bilinmektedir. Saray, plan itibariyle çoğunlukla Türk Evi tarzını yansıtsa da Neoklasik, Rokoko ve Barok gibi batılı tarzların da yoğun etkisi söz konusudur. 

 

Dış cephesinde beden duvarları taştan, iç duvarları tuğladan ve döşemeleri ahşaptan yapılmadır. Sarıyer taşı, Foça taşı, Karamürsel od taşı gibi malzemelerin yanı sıra Marsilya ve Trieste’den özel olarak getirilen taşlar da kullanılmıştır. Mermer kullanımında ise Marmara mermeri tercih edilmiştir. Geneli ahşap malzemeyle yapılan çatıların kaplaması ise kurşundandır. Bunlar dışında farklı çatı örtüleri de kullanılmıştır. Örneğin Dolmabahçe’nin ihtişamlı kısımlarının başlarında gelen kristal merdivenlerin çatı örtüsü cam tonozdan yapılmıştır. 

Dekorasyonun Prestiji


Sarayı bugünkü hâliyle inşa ettiren Sultan Abdülmecid, iç dekorasyonun dönemin modası olan Fransız tarzında olmasını istiyordu. Dolayısıyla Fransa’dan başarılı bir dekoratör çağırılması gerekiyordu. Louvre’da Apollon galerisinin dekorasyonunu tamamlamış olan Charles Séchan bu iş için seçilmişti. Kendisinden öncelikle Harem Hünkâr Dairesi, yani padişahın özel dairesinin dekorasyonu sipariş edilmişti. Bunun dışında sarayın genelinde de dekorasyon ve süslemelerde Séchan başta olmak üzere batılı pek çok sanatçı çalışmıştı.  


Mobilyalarda hem yerli üretimler hem de yurt dışından getirtilen sipariş ürünler kullanılmıştır. Döşeme ve perde kumaşları ile halıların büyük çoğunluğu ise meşhur Hereke Fabrikası ürünleridir. Dekorasyonda dikkat çeken bir diğer başlık camın kullanımıdır. Camlı Köşk ve Muayede Salonu gibi bölümlerde en güzel örneklerinin görülebileceği cam malzeme, Dolmabahçe Sarayı’nın çoğu salon ve odasında avizeler ve dekoratif eşyalarda kendini göstermektedir. Porselen, gümüş malzemeler, saray ressamlarının eseri tablolar, zarif çini sobalar, saatler de salonların ihtişamının ayrılmaz parçalarıdır.




Tarihe Açılan Salonlar 


Dolmabahçe Sarayı yapıları Mabeyn, Harem, Muayede Salonu olmak üzere üç temel başlıkta toplanırlar. Sarayın giriş kısmı Mabeyn-i Hümayun’dur. Burası hem hükümdarın çalışma ofislerinin yer aldığı resmî yönetim bölümünü oluşturur. Harem ise Padişahın, Valide Sultan’ın, hanedan üyelerinin ve onlara hizmet eden görevlilerin yaşam alanıdır. Bu iki ana işleve sahip yapılar topluluğunu birbirine bağlayan ara noktada ise Dolmabahçe Sarayı’nın görkemli salonları içinde başı çeken Muayede Salonu yer alır.  


Medhal Salon


Saraydan Mabeyn kısmına girilen ilk salon Medhal Salon’dur. Yabancı elçilerin, konukların Osmanlı Devlet protokolüyle ve kimliğiyle ilk karşılaştıkları nokta burasıdır. Bu bölüm bugün de orijinal dekoruna en yakın hâlde korunan bölümlerdendir. Perde renginde Osmanlı protokol rengi olan kırmızının tercih edildiği Medhal Salon’un iki yanında bulunan boulle işi masaların tablalarında sarayı yaptıran Sultan Abdülmecid’in tuğrası vardır. 


Medhal Salon, Cumhuriyet dönemiyle beraber tarihî gelişmelere de tanıklık etmiştir. Mustafa Kemal Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti’nin modern bir devlet olması yolunda attığı adımlardan 1932, 1934 ve 1936’daki Dil Kurultayları ve 1937 tarihli II. Tarih Kongresi gibi devrim niteliğindeki önemli toplantılar bu salonda gerçekleştirilmiştir. 

Kristal Merdivenler


Sarayın protokol girişi olan Medhal Salon’dan üst kata çıkan merdivenler sarayın prestij bölümlerindendir. Kristal Merdivenler olarak anılan bu geçiş bölümünün bir diğer adı Saltanat Merdivenleri’dir. Barok stilde dönüş açılarıyla kıvrılarak yükselen merdivende tırabzan ayaklarının  kristalden oluşu bu bölümün önemini ve ününü artırmaktadır. Tam ortasında görkemli bir kristal avize ile de tavandaki cam tonoz örtüden gün ışığını içeri alan merdivenler kristalin ışıltısını ve gün ışığının ağırbaşlılığını yansıtan bir heybete sahiptir. 



Süfera Salonu


Sarayın kabul salonları içinde önem arz edenlerden biri de Süfera Salonu’dur. Yabancı ülke elçilerinin, resmî konukların ağırlandığı salonda II. Abdülhamid, İngiliz Büyükelçisi Layard  Fransız Büyükelçisi M. de Noailles, Avusturya Elçisi Compte Zichy, İtalya Elçisi Galonya gibi isimleri kabul etmiştir. Türkiye Cumhuriyeti kurulduğunda ise Mustafa Kemal Atatürk yeni alfabe çalışmalarına ilk olarak bu salonda başlamıştır. 


Salondaki önemli parçalardan biri kara tarafında konumlanan Boulle işçiliğiyle bezenmiş Erard marka piyanodur. Piyanonun üzerinde Sultan Abdülmecid’in tuğrası yer almaktadır. Bir diğer önemli parça da dört yüzünde dört farklı özelliği olan (Barometre, termometre, takvim ve saat) tamamen gümüş eseridir. Bu nadide saat Çırağan Sarayı'nın açılması vesilesiyle Sadrazam Yusuf Kâmil Paşa tarafından Sultan Abdülaziz’e hediye edilmiştir.



Muayede Salonu

Dolmabahçe Sarayı’nın ziyaret edenleri büyüleyecek ihtişamdaki en önemli bölümlerinden biri ise Muayede (Tören/Bayramlaşma) Salonu’dur. Sütunları, duvar ve kubbesindeki işlemeler, süslemeler; heybeti yansıtan oldukça yüksek kubbesi ve genişliği; ortasında o ihtişamlı genişliğe bir de sonsuz ışıltı katan avizesi ile Muayede Salonu, tarih boyunca Osmanlı’dan Cumhuriyet’e çok sayıda önemli törenin, olayın gerçekleştiği bir mekândır.

Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçiş sürecinde siyasi tarihin en önemli dönemeçlerinden biri olan Meclis-i Mebusan’ın açılışı 1877 yılında bu salonda gerçekleşmiştir. Salonun hazin hatıralarından birisi de vefatından sonra Atatürk için 16-18 Kasım 1938 arasında yapılan ihtiram geçişi idi.


Dolmabahçe Sarayı, Türkiye Cumhuriyeti’nin siyasi ve toplumsal tarihine tanıklık eden, önemli dönemeçleri tam kalbinde yaşayan bir saray olmuştur. Her odası ve salonunda tarihten bir parçanın anısının bulunduğu Dolmabahçe’de, Atatürk’ün çalışma, dinlenme ve yatak odaları, Halife Abdülmecid’in Kütüphanesi, Osmanlı Dönemi’nde çocuklara alınan oyuncakların ve eşyaların sergilendiği oda, Mabeyn’den Harem’e doğrudan geçişi sağlayan bağlantı koridoru, Hünkar odaları, hamamlar gibi pek çok bölüm tarihin soluğunu ve nice anıları taşımaktadır. 

Benzer İçerikler