Beylerbeyi Sarayı ve Set Bahçeleri

10.10.2019

Boğaza Bakan Engin Bir Bahçe


Osmanlı saraylarının mimari ve tarihî niteliklerinin yansıdığı güzelliklerinden biri de bahçeleridir. Özenle düzenlenen bu tarihî bahçeler, sarayın konumlandığı çevreye de farklı bir atmosfer katmaktadırlar. Kültür varlıklarımızdan biri olan saray bahçeleri içerisinde en görkemli olanlarından biri Beylerbeyi Sarayı’nın bahçeleridir. Boğaz’ın hemen kenarında konumlanan sarayın zarif mimarisini Boğaz’ın simgesi erguvanlarıyla tamamlayan bu bahçeler İstanbul siluetine ve manzarasına eşsiz bir katkıda bulunmaktadır.


Tarihî değere ve görkeme sahip Beylerbeyi bahçeleri, setler halinde genişleyen 70 dönümlük bir alana yayılır. Özenle bakılan nadide ağaçların, bitkilerin yaşam yeri olan bahçeler sarayın konumu gereği setler hâlinde yükselen bir yapıya sahiptir. Birbirlerine merdiven ve rampalarla bağlı setler Harem ve Mabeyn bölümlerinin bahçelerinden başlayarak setler hâlinde tepeye doğru yükselir. Hasbahçedeki merdiven, duvar, teras, çeşme, havuz gibi yapılar II. Mahmud döneminden kalmadır ve Rönesans dönemi bahçecilik anlayışını yansıtmaktadır.

Bahçe Düzenlemeleri


19. yüzyıl Osmanlı Devleti’nin batılılaşma adımlarını her alanda atmaya başladığı bir dönemi işaret eder. Bu adımlar hem düşünce dünyasını hem de maddi dünyayı etkilemiştir. Siyaset alanından mimariye kadar her alanda batı tarzından izlerin görülmeye başlandığı bu yüzyılda bahçecilik anlayışı da bu etkinin görüldüğü yerlerden olmuştur. Bahçe düzenlemesinde Avrupa’dan gelen birçok mimar ve mühendisin çalıştığı, dolayısıyla Avrupai bir tarzın benimsendiği Beylerbeyi Sarayı bahçelerinde Rönesans stilinin yanı sıra Barok stilin de izlerini takip etmek mümkündür. Bahçeler, saray binasının ana yapısının etrafında düzenli bir plandayken, ana yapıdan uzaklaştıkça koruluk niteliği kazanmaktadır. 


Set Bahçeleri’nin her biri kullanım açısından da farklı özellikler göstermektedir. Bahçelerin bazıları gezinti ve dinlenme amaçlı bir yapı gösterirken limonluklar gibi bölümlerin turfanda sebze-meyve yetiştiriciliği için tasarlandığı göze çarpar. Ayrıca setlerin üst bölgelerinde kuş, tavşan, ceylan, aslan gibi canlılar için özel mekânlar tasarlandığı görülebilir. Egzotik hayvanlara yönelik ilgi Dolmabahçe’de 113 hayvan bulunurken Beylerbeyi sarayında bu sayının 381’e yükselmesine sebep olur.

Birinci set geniş ağaçlarla, ikinci set çiçeklerle kaplıdır; üçüncü sette ince bir teras, dördüncü sette geniş bir kuğu havuzu yer almaktadır. Yine dördüncü sette Mermer Köşk ve Ahır Köşk yapıları, beşinci sette ise Sarı Köşk yer almaktadır. 


Beylerbeyi Sarayı bahçeleri bitki çeşitliliği anlamında da oldukça zengindir. Bahçelerin tamamında yaklaşık 50 tür bitki olduğu tespit edilmiştir. Hasbahçede kestane ve manolya ağaçları, Harem bahçesindeki ıhlamur ağaçları Sultan II. Abdülhamid Dönemi’nden bugüne ulaşmıştır. Hem tarihî hem de botanik bilimi açısından değerli bu bahçelerde ayrıca  atkestanesi, kayın, porsuk, meşe, karaağaç, oya ve dişbudak gibi ağaç türleri bulunmaktadır.

Set Bahçeleri, havuzları, podima taşlarıyla döşeli yolları ve içerisinde konumlanmış çok sayıda heykeliyle huzurlu ve keyif verici bir atmosfere sahiptir. Beylerbeyi Sarayı, yazlık bir saray olarak hoş vakit geçirilen ve Boğaz’ın tadının çıkarıldığı bir mekândır. 19. yüzyılda Osmanlı hükümdarlarının yabancı konuklarını ağırlamak için bu sarayı, mimarisi ve bahçeleriyle Boğaz’ın nadide yapısı olan Beylerbeyi’ni seçmeleri tesadüf değildir. Beylerbeyi Sarayı, 19. yüzyıl prestij yapılarından biri olarak şehrin, inceliğin ve huzurun tadının çıkarıldığı bir görkeme sahiptir.