Beşiktaş Sahilsarayı’ndan Dolmabahçe Sarayı’na

9.10.2019

Boğazın Kıyısında Bir Koydan Bir Saraya Doğru Dönüşüm


19. yüzyılda Topkapı Sarayı’ndan Dolmabahçe Sarayı’na geçiş radikal bir değişimdi. Saltanatın yönetim merkezi yer değiştiriyordu. Dolmabahçe Sarayı mimari plan anlamında da yeniye doğru açılıyordu. Osmanlı Sarayı ve toplum için Dolmabahçe’nin anlamı bir saray yapısı olmaktan fazlasını ifade ediyordu. 


Sarayın bulunduğu bölge ilk çağlardan bu yana yerleşim yeri olarak kullanılan ve gerek bahçe gerek köşk yapılarıyla, liman işleviyle sürekli dönüşmüş fakat üzerindeki ilgiyi asla kaybetmemiş bir yerdi. Bizans Dönemi’nde Aya Mamas adı verilen bir sarayın kurulmuş olduğu bölge konumu, işlevi ve doğal güzellikleriyle devletlerin ve hükümdarların odaklandığı stratejik ve sevilen bir yer olmuştu. 

Her Yüzyıl Saltanatın Gözde Mekânlarından Biri


Beşiktaş sahili ve yakın çevresi Osmanlı Dönemi’nde aynı ilgiyi çekmeye devam etti. Saltanatın yönetim merkezi olarak kullanılması 19. yüzyılı bulsa da bölgenin Osmanlı tarafından aktif olarak kullanımı daha eskiye dayanmaktadır. 15. yüzyıl sonu 16. yüzyıl başından itibaren padişahlara ait köşk, bahçe ve saray yapıları inşa edilmişti. Hatta İstanbul fethedilmesinden sonra Osmanlı Donanması için denize açılmadan önce toplanılan son nokta bu kıyılardı. Kanuni Sultan Süleyman (1520-1566), Beşiktaş Bahçesi arkasındaki tepede bir yazlık saray yaptırmıştı.

Bölgede Osmanlı’nın en eski yapısı II. Bayezid  Dönemi’nde (1481-1512) inşa edilmiştir. Bu köşk ile ilgili detaylı bilgi bulunmasa da bölgeye gösterilen ilgi, katlanarak artmaya devam etmiş, 17. yüzyılda daha da belirginleşmiştir. Saraya bağlı yapıların bölgede yoğunluk kazanması Beşiktaş Hasbahçesi, Beşiktaş Sahil Sarayı’nın ilk ve en önemli yapılarından Çinili Köşk’ün inşası saltanatın bölgeye doğrudan odaklandığını da göstermektedir. 


Bahçeleri ve köşk yapılarını, buralarda vakit geçirmeyi çok seven bir padişah olan I. Ahmed Dönemi (1603-1617) bölgeye olan ilginin ivme kazandığı dönemlerden biri olmuştu. I. Ahmed, Levent Çiftliği’ne kadar uzanan körfez alanı düzenli olarak doldurtup burada padişaha ait bir hasbahçe yaptırmıştı. Sahilin doldurulmasının ardından bölge dolma-bağçe olarak anılmaya başlamıştı. Bu dönemde koyun doldurulmasıyla oluşan düzlük alanda kır eğlenceleri, evlilik törenleri, cirit yarışmaları gibi etkinliklerin yapıldığından Evliya Çelebi’nin yazılarında, Naima Tarihi’nde de bahsedilmektedir.


17. yüzyıldan 18. yüzyıl sonlarına kadar genişleyen ve dönüşen yapılara ev sahipliği yapan Beşiktaş Sahil Sarayı, III. Selim Dönemi’ne girilirken saltanatın yönetim merkezi olan Topkapı Sarayı’ndan sonra İstanbul’daki ikinci büyük saray hâline gelmiştir. Beşiktaş Sahil Sarayı yapılar uzun süreli konaklamaya elverişli olmadığından III. Selim bunların onarılmasını istemiştir. Ardından gelen II. Mahmud da Beşiktaş Sahil Sarayı’nda sıkça vakit geçirmiş fakat resmî ikamet ve yönetim merkezi olarak Topkapı Sarayı’nı kullanmıştır.

Topkapı Sarayı’ndan Ayrılış


II. Mahmud’un ardından Sultan Abdülmecid Beşiktaş Sahil Sarayı’nda yeni düzenlemeler yapılmasını, uzun konaklamaya ve çağın gereklerine uygun bir hâle getirilmesini istemişti. Bunun için sarayı tamamen yıktırıp yerine yenisinin yapılması gerekiyordu. 13 Haziran 1843 yılında Dolmabahçe Sarayı’nın inşasına başlandı ve 1856’da Sultan Abdülmecid Topkapı Sarayı’ndan kesin olarak ayrılarak Dolmabahçe Sarayı’na yerleşti. Artık Osmanlı Devleti’nin resmî ikamet ve yönetim merkezi Dolmabahçe Sarayı olmuştu. Cumhuriyetin ilanı ardından Mustafa Kemal Atatürk, 1927-1938 yılları arasında aralıklı olarak Dolmabahçe Sarayı’nda konaklamış, çalışmalarını burada yürütmüş ve hayata gözlerini burada yummuştur.