Aynalıkavak Kasrı’nda İki Mevlevi;: III. Selim ve Şeyh Galib

9.10.2019

IXX. yüzyılın ilk yıllarında yıkılana dek Osmanlı Devleti’nin önemli bir dönemine tanıklık eden Tersane Sarayı’ndan geriye kalan son yapı olan ve bugün müze-saray olarak ziyaretçilerini ağırlayan Aynalıkavak Kasrı,  1789-1807 yılları arasında Osmanlı Devleti’nin tahtında bulunan III. Selim ile çağın önde gelen şairlerinden Şeyh Galib’in ölümsüz dostluklarında da ev sahipliği yapmıştır.

Çağlarının ötesinde iki Mevlevi

Hassas ve sanatkâr yaradılışı, İlhami mahlasıyla yazdığı şiirleri ve Türk Musikisi’ne kazandırdığı makamlarla tanınan III. Selim, Divan Edebiyatı’nın son temsilcilerinden olan mutasavvıf Şeyh Galib’e karşı büyük bir bağlılık ve hayranlık duyardı. İkilinin ilk münasebetleri, Sultan Selim’in şairin o dönem dilden dile dolaşan eseri Hüsnü Aşk’ı okumasına dayanır. Mesnevi biçiminde kaleme alınan eserden etkilenen Sultan Selim, o sıralarda Sütlüce’de inzivaya çekilmiş olan Şeyh Galib’den Mevlana Türbesi’nde yer alacak bir puşide (örtü) için bir beyit yazmasını rica etmiş, Galib Dede de Sultan’ın bu isteğine bir beyit yerine uzun bir tercii bent yazarak karşılık vermiştir. Çağlarının ötesindeki iki Mevlevi’nin işte bu vesileyle başlayan tanışıklıkları, takip eden yıllarda ise büyük bir dostluğa dönüşmüştür.

Aynalıkavak’ta Şeyh Galib’den bir iz


III. Selim’in, tahta geçtikten sonra karşı karşıya kaldığı zorlu koşullar karşısında adeta bir sığınak olarak gördüğü Aynalıkavak Kasrı’nda, Şeyh Galib’le saatler süren sohbetler yaptıkları rivayet olunmaktadır. Öyle ki Şeyh Galib’in hem Aynalıkavak Kasrı hem de III. Selim için yazdığı pek çok şiir vardır. Bunlardan, bir tanesi bugün hâlâ kasrın Okmeydanı tarafına açılan kapısının üzerinde yer almaktadır. 

Şairin Aynalıkavak Kasrı’nın güzelliğini ve III. Selim’in kasırda yaptırdığı onarım çalışmalarını konu alan otuz altı beyitlik bir diğer şiiri ise, dönemin önde gelen hattatlarından Mehmed El Yesari’nin muazzam üslubuyla ta’lik hat olarak beste odasının duvarlarını taçlandırmaktadır. Beste odasında bulunan şiirin ana konusu her ne kadar Aynalıkavak Kasrı olsa da, şairin on beş ve on altıncı beyitlerinde; 


“Seni övmeyi ve anlatmayı unuttum,

Söz götürmez bir Padişahsın

Şair ne yapsın’’


şeklinde ifade ettiği üzere Şeyh Galib de Sultan Selim’e karşı büyük bir muhabbet beslemiş, eserlerinde kendisine duyduğu hürmeti sıklıkla ortaya koymuştur. Şeyh Galib’in Sultan Selim için kaleme aldığı övgü dolu bu sözlerinin ardında, kendisi de bir Mevlevi olan padişahın, Mevlevihanelerin ve Mevleviliğin gelişmesine gösterdiği yardım ve katkıların büyük payı vardır. Şeyh Galib aynı zamanda, III. Selim’in nizam-ı cedit kapsamında hayata geçirdiği reform hareketlerini de daima desteklemiş, eserlerinde Sultan’ın bu yenilikçi girişimleri hakkında övgü dolu ifadelere yer vermiştir. 

Şeyh Galib ile III. Selim’in yüzyıllardan günümüze aktarılan dostlukları şairin 1799 yılındaki vefatıyla sona ermiş olsa da Aynalıkavak Kasrı’nın her bir köşesi, bugün Galib Dede ve Sultan Selim’in dost meclislerinin akislerini fısıldamaya devam ediyor.