19. Yüzyılda Mevlevilik ve Osmanlı Sultanları

10.10.2019

Mevlana Celaleddin Rumi’nin dünyaya bakışını ve felsefesini temel alan Mevlevî Tarikatı 13. yüzyıl sonlarında Anadolu topraklarında kurulmuştur. Anadolu beylikleri döneminden Osmanlı’nın son dönemlerine kadar aktif bir şekilde toplumu ve sarayı etkilemiş olan mevlevi tarikatının en yoğun olduğu bölge Mevlana’nın da şehri Konya olmuştur. Mevlana’nın ölümü ardından mezarının olduğu yere bir türbe yapılmasıyla beraber Konya, mevleviliğin merkezi hâlini almıştır.  


Sarayda Mevlana’nın Öğretisi


Mevlana’nın ismini verdiği ve temel öğretisi “ilahi aşk” olan mevlevilik, kişinin düşünce ve pratiklerini bu temel öğreti etrafında şekillendirir. Osmanlı padişahları da sonraları Mevlana Türbesi etrafında başkaca tarikat yapıları inşa ettirmiştir.

Osmanlı Devleti’nde hükümdarlar ile mevlevilik bağlantısının I. Murad dönemine kadar dayandığı söylenmektedir. Mevlevi padişahlar arasında adı en çok geçenler ise III. Selim ve V. Mehmet Reşad olmuştur. 14. yüzyıldan 16. yüzyıla kadar köylere kadar yaygınlaşmış olan mevlevilik akımı ve mevlevihaneler, bu tarihten sonra kasabalara ve şehirlere çekilmeye başlamıştır. Dolayısıyla 16. yüzyıl sonrası mevlevilik saray çevresinde, paşalar, vezirler gibi makam sahipleri arasında daha çok yaygınlaşmış, bu kişiler mevlevihaneler tesis etmiştir.


III. Selim ve Mevlevilik


19. yüzyıla geldiğimizde Osmanlı’nın son döneminde mevlevilik ile devletin yakın ilişkiler içerisinde olduğunu görürüz. Yüzyılın ilk padişahı III. Selim, mevlevidir ve Galata Mevlevihanesi’nin şeyhi Şeyh Galip ile çok yakın bir dostlukları olmuştu. III. Selim mevlevi ayinlerine katılır, Galata başta olmak üzere pek çok mevlevihaneyi sık sık ziyaret ederdi. Mevlevilik kültürünün enstrümanlarından neyi üfler, Mesnevi okur ve besteler yapardı.

V. Mehmet Reşad ve Mevlevilik


Osmanlı padişahları içerisinde mevlevilik esaslarıyla yaşayan ve bu düşünce biçimine en çok bağlılık gösteren isimlerin başında 35. Osmanlı padişahı V. Mehmet Reşad gelir. Mevleviliğe yakınlığı olan pek çok padişahtan farklı olarak V. Mehmed Reşad mevlevî kimliğini açık ve net biçimde ortaya koymuş tek padişahtır. Dolayısıyla mevleviliğin yüksek makamlarından olan “Çelebilik” mertebesi kendisine yakıştırılmış, Çelebi Padişah olarak da anılagelmiştir.


Kardeşleri V. Murad ve II. Abdülhamid’in saltanatları sonrasında 65 yaşında tahta çıkan ve 9 yıl boyunca sürdüren V. Mehmet Reşad, ömrünün çoğunu veliahd olarak geçirmiş ve genç yaşlarında mevleviliğe ilgi duymaya başlamıştır.  

Şehzadelik döneminde Mesnevi okumaya başlamış, tasavvufa ve edebiyata ilgili olan Mehmet Reşad, Osmanlı Devleti’nin çözülmeye başladığı zor zamanlarında tahta geçmiştir. Bu dönemde ilk 3 yıl kendisine başkatiplik yapan usta edebiyatçımız Halid Ziya Bey (Uşaklıgil) de aktardığı hatıralarında ve notlarında V. Mehmet Reşad’ın sakin, dindar ve merhametli bir kişiliğe sahip olduğunu aktarmaktadır. Tahta çıkışı mevlevi çevreler tarafından büyük coşkuyla karşılanan V. Mehmet Reşad, Mevlevihanelere çokça yardımda bulunmuştur. Kılıç kuşatma töreninde, ona Osmanlı tarihinde ilk olarak bir mevlevi şeyhi Abdülhalim Çelebi kılıç kuşatmıştır.